Latest Entries »

Atlı Karınca

‘bu ellerimi nereye koysam yakışmıyor.
dedim ki en iyisi kucağında dursun’

Turgut Uyar

 

“Özlemeyeceğim” dediğim her şeyi özlediğimi hissetmek. Sonra, onları “özlemediğimi” kendime kanıtlamak ya da bunu tekrar kabullenmek…

İşte, yine yaptığım tek şey “kandırmak”
Böyle de mutluyum.
Hı hı böyle de mutluyum…

 

 

 

Sabah sabah kalktığımdan beri  dilimde dolanan şu illet mısraları, 92-93 yıllarını belleklerinden silememiş siz çağdaşlarıma atfediyorum : )

http://www.dailymotion.com/video/xdru4v_oya-bora-miskin_music

biliyorum ki, albümde o kadar değerli çook şarkı var. Lâkin konsepte uyan buydu sanırım sabah sabah : )
e şu sıralar zaten milletçe miskiniz : )
içimiz uyku dışımız uyku…

güzel bir başlangıç için tükettim ilkyazlarımı
avuçlarımda kadife yalnızlıklar
umutlarımda birbirini kıskanan uzun dualar var
yağmurları koklayıp buldum yolumu
kalbimde gökkuşağına vurgun
öznesi gizli mısralar…

 

*******

taklit edilerek sürüp gidiyor hayat! Böyle!

 

*******

 

 

Bütün Saadetler Mümkündür

 

 

 

Bütün saadetler mümkündür…
Şu kapının açılması,
İçeri girivermen,
Bahar, kuşlar, gündüz.
Ve bütün dünya
Bir an içinde gürültüsüz.

Bütün saadetler mümkündür…
Bahtsızların biraz gülümsemesi…
Körlerin gün görmesi,
Mümkündür bütün mucizeler…
Ana, baba, evlât, bütün kaybolanlar…
Ebedî bir sabahta buluşmamız bir daha.

Ölüler! Hepimiz için yalvarın Allah’a…

 

Ziya Osman Saba

Senfoni

Önce sesin gelir aklıma
Çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
Güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
Sonra cumartesi günleri gelir
Sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

 

Kırk kere söyledim bir daha söylerim
Savaşta ve barışta, karada ve denizde,
Düşkünlükte ve esenlikte
Zamanımız apayrı bize göre
Yanyana olduk mu elele
Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

 

İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez
Geniş meydanlarda akşam üstleri
Üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar.

 


Sen yanımdayken ister istemez
Uzak ırmakları hatırlıyorum.

 

Arasıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum.

TURGUT UYAR

Delisin!

Âh…

Kime sorsam dönüşüm yok!

‘Bir yüzi gül gonce -leb dildâr dersen işte sen/ Sen güle bülbül gibi kim zâr dersen işte ben’ Nur’uma hediyemdir:

*

I

içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
varsın yarı yolda uyuya kalsın
bize gönderilen bahar.

içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gölgemiz olsun hüzün
dilediği gibi uzatsın canevimize ayaklarını
varsın annemiz olsun tütün
hayat daha sert vursun yumruklarını.

II

içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu serüven.

bu serüven ki
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terketti bizi huzur denen sevgili
kalakaldık, şaşkınlığın avuçlarında
billur bir kuş gibi.

III

içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
beraber yürüyelim olur mu…

IBRAHIM TENEKECI

old_stuff_2_by_benoitpaille

Zamanın karanlık dehlizlerinde sakladığımız pişmanlıklarımız veya sindirememişliklerimiz mekânı aşmamıza bir türlü izin vermemiş, bir set gibi daima mutlu ufukları seyretmemize engel olmuştur. Hâlbuki az ileride bizi bekleyen ne güzel günler ve geceler vardır.

Hayat, kırılgan bir çiçek gibi daima hep neşve ve ümit isteyen haliyle, bir dost ve sevgili olacakken bize, uzaklaştırmamızı anlamaz kendisini bizden. Canımız, her ne kadar bizatihi biz olsa da, kırılmışlıklarımızdan ve türlü melanetlerden dolayı ondan kurtulmak istememize rağmen ne kadar yorulsa bile, muttasıl peşimizden gelir bir görev sahibiymiş de işini bitirmeden bizi bırakmayacakmış gibi. Kayrılmaya alışkın bedbin bir ruh taşırız hepimiz. Bidayete kadar süreceğini düşünürüz bu bedbinliğin. Ne zaman ki canımıza sarılırız bütün gücümüzle onu hiç kırmamış gibi yaparak defalarca istemeyerek, o zaman gelir vicdanın sesi yürek derinliğinden pişmanlığın soğuk esintisiyle karışık.

Kaygılarım değil bunları söyleten, biliyorum. Kısa bir müddet içinde taşıdığım onca yükü üzerine bindirdiğim kırık gönüller sandıkçısını açadurduğum zamanlar oradan gelen seslenmelerdi sadece. Ne varsa zaten bu dünyanın altında üstünde gönlümüzün ilacından gayrı, orada ebedi bir huzuru bulmak imkânsız bunu da anladım. Huzur ki bazen kaf dağının ardındaymış gibi uzak gelir de parmaklarımızın ucuyla dokunacak yakınlıkta olur, nerelerde, kimlerde ve nasıl aranır derken yollar şaşılır, tökezlenir, yanlışa sapılır. Gönlümün ilacı, O’dur başımın tacı.

Cansız sevgiler ne verdilerse renkleriyle beraber aldatıcılıklarıyla, selamlar hep sönük geldi uzaklardan, sesler hep kısık ulaştı, şüpheler hep hakem oldu aramızda. Sevgiye can vermek için insan önce canı sevmeli. Canının istediğini, canının çektiğini yapmalı insan, başkasının canından parça koparmadan. O zaman sevgiler daha canlı olur. Birkaç kendini bilmez neşemizi kaçırsa ve canımızı sıksa da, onları da görmezden gelmeli ve kötülüğü iyimserlik havuzunda eritmeli. Bunda da zamanı sıkboğaz etmeden ve yorulmadan sebat etmeli. Mekâna aldırmadan içindekileri görmeden hedefe güdümlenmiş bir mermi gibi yoluna devam etmeli. Ve elde ettiklerinle hiçbir zaman övünmemeli.

Tan yeri ağarmakta sanki. Her an bir yardımcı arayan ve yardımlardan da hiç sıkılmamakla beraber yardıma gerçekten muhtaç kimseleri de hiç kale almayan aç gözlü ve iştahlı bir sevgi fakiri görünmek istesem de, sık sık bencilliğime yenik düşüp zamanın gerisinde kalmamdan ötürü hesaba çektiğim ruhuma yüklediğim ağır suçları sandıkçamdan çıkardım artık. Bir meleğin mezarına gömdüm, dualar okudum. Canını daha fazla sıkmamaya yemin etmiş toy bir rüzgâr gibi yeni bir yön arıyorum kendime. Nereden geldiğini hiç unutulmayan ve bıraktığı izleri de temizlemeye söz vermiş bir derviş gibi.

Kızılca bir usluluk kapladı evrenimi. Her nefesimde canım diyor ve canım için ağlamak istiyorum. Ummanlara taş bağlayıp da bıraktığım hazineler umurumda değil artık. Nerede olduğuma değil, zamanın neresindeyim ona bakıyorum.

Eskilerin yolu açık olsun…


Öznur Tunç

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.